Tavla ve Hayat (2) Strateji ve Taktik Nedir, Nasıl Uygulanır?

Strateji ve taktikler bütün uğraşlarımızda karşımıza çıkarlar. Beynimizin işleyişinin böyle şekillendiğine dair bulgular vardır. Hayatta olduğu gibi tavlada da oyunda daha uzun süre kalabilmek üzere sınırlı sürede ve amaca yönelik kalitede çözümleri bu araçlarla elde ederiz. Stratejiler büyük resme ve özü kavrayışa işaret eden ve değerleri uzun zamanda ortaya çıkan çözüm modelleridir. Tavlada kapı almak pulları kırılmadan taşımakta ve rakibi engellemekte kullanılan bir stratejidir. Eğitim almak daha kazançlı iş fırsatları yakalamada bir strateji olarak kullanılabilir. Öte yandan taktikler daha kısa vadeli anlık hayat memat durumlarıyla ilişkilidirler. Problemlerin çeperi dar olup fırsatların oluşma ihtimalini ve kazancı ölçmek nispeten mümkün olduğunda taktikler kullanılabilir. Tavlada rakibin pulunu kırarak seçeneklerini kısıtlamak oyunu istediğimiz şekilde yönlendirme taktiği olarak kullanılabilir. Uğraşlardaki acemiliğimizde “ne” ve “nasıl” sorularıyla ilerlemekte fayda vardır. Bu yazıda kısaca böyle bir bakışın genel bir resmini sunmaya çalışacağım.

Tavlanın temelinde yarış olup öne geçen yarışmaya geri düşen de engellemeye ağırlık verir. İş dünyasında da kimileri öne geçer, kimileri engellemeye ya da yakalamaya çalışır, kimileri de farklı ve güçlü yönleri ortaya çıkararak yarışma zemininde yeni boyutlar açar. Strateji ve taktikler uğraşının vadesi ve kazanç hesaplama/öngörme yetilerimizle ilişkilidir. Tavlada hamle, oyun, maç, turnuva, sezon ve bütün tavla kariyeri gibi değişken vadeler ile bu vadelerde kullanılabilecek strateji ve taktikler mevcuttur. Bir hamle sonrası için yapacağımız hesap, oynayabileceğimiz hamle seçenekleri ve rakibin bunu yanıtlayabileceği hamle kombinasyonları olarak taktik anlamda değerlendirilebilir. Mesela rakibe gelebilecek zarları iyi, orta, vasat ve kötü olarak gruplayıp her gruba karşı oluşabilecek senaryoları değerlendirebiliriz. Bu taktik analizin ustaları robotlar olup insan oyunculara çok değerli katkılar sağlamışlardır. İş dünyasında bu tarz analizler beyin fırtınası toplantılarında sıkça yapılmakta ve ayrıca bilgisayar simulasyonlarından da faydalanılmaktadır.

Tavlada bekleme, kapama, bloklama ve geri-savunma gibi değişik temas ve karmaşıklık seçenekleri içeren stratejilerden faydalanılabilir. Bütün stratejilerde taraflardan birisi kendisi yarışırken diğerini engellemeye çalışır. Yarışta önde olanın yapabileceği en iyi şey oyunun doğasına sadık kalarak sadece yarışmaktır. Kazanacak en basit yol oyunu ve uğraşıyı kendi tasarlandığı seviyede algılamak ve oyun için öngördüğümüz hedeften sapmamaktır. Yalnız stratejiler oyunun amacı değil kazanmanın aracı olduğundan gerektiği zaman kıvrak olarak değiştirilebilmelidir. Tek mühimmatımız kaçış ise o zaman bütün durumlara bu açıdan bakmamız kaçınılmaz olacaktır. Sadece oyunu kazanmayı düşünmüşsek o zaman da uğraşın bizi büyütmesine imkan tanımamış oluruz. Örneğin bir işletme hedef olarak sadece kar etmeyi ortaya koyarsa ortakları, çalışanları ve müşterileri içeren büyük resimde hiç kimseyi mutlu etmemeyi başarabilir.

Strateji ve taktikleri uygulayabilmek için ölçülebilir kriterler gereklidir. Tavlada yarışta bitime olan uzaklıkları veren pip sayısı, çeyrek bölge atlama sayısı, ihtimal hesaplama yöntemleri, kırık sayısı, geri plandaki pul sayısı, içerdeki kapı sayısı, bloktaki kapı sayısı gibi birçok ölçme yöntemi vardır. Tavlada ve hayatta ölçülebilir unsurlar çetele tutmaktan ziyade strateji ve taktiklerimizin işe yarayıp yaramadığını gösterip daha sonraki vadelerde hangilerini tekrar kullanacağımızı belirlememize yarar. Bu amaçla işleyiş prensiplerini anlayıp robotlardan destek almak da çok önemlidir. Aynen iş dünyasında simülasyonlardan ve bilgisayarlı analizlerden destek aldığımız gibi. Evrimsel tasarımı ile doğa ve canlılar da bize bu konularda ışık tutabilecek çok uzun vadeli karmaşık sistemlerdir.

Strateji ve taktikler tavlada ve hayatta değişik vadedeki uğraşlarımıza makul kalitede çözüm sağlamada kullanılan araçlardır. Oyunda ve hayatta ilgilendiğimiz bütün vadelerde gerekli olanları toparlayıp kuşanmamız elzemdir. Seçenek ve ihtimallerin bilinci hamle ve oyun çapında skor bazlı taktikler kullanarak psikolojik olarak şans faktörü ile uzlaşmayı sağlar. Oyun, maç, sezon ve tavla kariyeri gibi uzun vadelerde ise uygun stratejiler şansı sıfırlayıp fırsatları doğurur. “Herkes yenmemi sağlayan taktikleri farkeder ama peyderpey zaferi getiren stratejileri göremez” diyen Sun Tzu ‘dan esinlenip, ustalığın “neden”leri kavramakla oluşacağına sonraki yazımda değineceğim.

Sabri Büyüksoy

Tavla ve Hayat (1) Tavlanın Oyunculuğu

Tavla sadece tavla değildir. Her uğraş kişi ve uğraşılan arasında bir etkileşim doğurur. Tavla oynayan ve tavla oyunu arasında da bu durum vardır. Uğraşılarda oluşan etkileşimin üç temel aşaması tavlaya da uygulanabilir. İlk önce tavla kişinin nefsiyle oynar ve aciz duruma düşürür. Bu aşamaya “acemilik/çıraklık” adını verelim. Daha sonra kişi yıllar içerisinde tavlayı oynar ve tavlaya hakim olup mekanik sınırlar dahilinde ustalaşır. Buna da “ustalık/marifet” aşaması diyelim. Bu iki aşama birbiri içerisine de geçebilir çünkü her uğraş gibi tavlanın da belirli merhaleleri ve durağanlaşılabilen platoları vardır. En son aşamada ise oynayan ve oynanan ayrımı ortadan kalkar ve ortada sadece tavla kalır. Bu kaynaşma ve birlik aşamasında artık içeriden ve dışarıdan bakıldığında doğal ve organik bir şekilde tavla vardır. Bu son aşamaya da “birlik/hakikat” aşaması diyelim. Bundan sonraki yazılarımda bu üç aşamaya aşağıda birer cümleye sığdırdığım konuları açarak değineceğim.

“Acemilik/Çıraklık” aşamasında öncelikle insani boyutu oyundan soyutlayıp tavlaya değişken vadede bir yarış olarak stratejik ve taktik açılardan bakabiliriz. Tavla bize yarışı ne zaman ve nasıl kazanmak ya da kaybetmek istediğimiz seçeneklerini sunar. Olasılık matematiği ve istatistik ile çoğu noktada yakından ilgilidir. Hayat kadar sonsuz ihtimal içerip şans kavramının göreceliliğini ve bu konudaki yanlılığımızı ustalaşabilene gösterir. Bu boyutlarının hemen üzerine inşa edilen risk yönetimi, kriz yönetimi, hareket esnekliği, yapısal zayıflık/güçlülük, bağlantılılık gibi unsurların önemine de işaret eder. Oyun sırasında hedef belirleme ve bunda esnekliğin önemi belirli bir seviyeden sonra ortaya çıkmaktadır. Bu aşamada oyun bilgisinin yanında insani faktörler de devreye girer ve bizi oyun bilgisinin ötesine taşıyacak yolu gösterir. Hayata karşı tutumumuz kendisini tavlada belli eder. Şansı ve şans unsuru karşısında kendimizi nasıl algıladığımız tavlada mevcuttur. Kazanmak ve kaybetmek hakkında nefsimizin ne olgunlukta olduğunu gösterir. Oyun sırasındaki psikolojik değişimlerimizin ne ölçüde farkına varabildiğimizi tavla sayesinde öğrenebiliriz. Zihinsel ve bedensel gücümüzü ve nefesimizi ne ölçüde verimli kullandığımız da tavladaki performansımız ile ortaya çıkacaktır. Heyecanımızı nasıl avantaja çevirip yönetebildiğimizi gösteri dünyasındaki insanların yaşadıklarına benzer olarak anlayabiliriz tavla sayesinde. Deneyimi oyun becerisine ve paylaşıma çevirebilme yeteneği tavlacıya çok şey katacaktır. Oyun sırasında ne kadar masada ne kadar etraftayız bunu başarılarımızdan anlayabiliriz. Huzursuzluk verici bir durumda oyunda kalma becerimiz var mı yok mu bunu da tavladan öğrenebiliriz.

“Ustalık/Marifet” aşamasında ise tavlayı niçin oynadığımız sorusu kendisini daha çok ortaya koyacaktır. Hayatta her uğraşta olduğu gibi tavla da aşk için ya da köşk için oynanabilir. Kimimiz sevdiğinden oynar kimisi de bundan kendisine bir paye elde etmeyi arzular. İkisi de makbuldür ve kişisel tercihtir. Ancak aşk için yapılan meşgaleler sonuç her ne olursa olsun tatmin edicidir. Bir şeye erişmek için yapıldığında ise keyif ve başarı bir dış faktöre bağlandığı için daha zordur. Mesela kötü şans ile başedebilmek sevgi ile yapılan bir uğraşta daha kolaydır. Sevgi ile yapılan uğraşlarda kişi daha arzuladığı kıvamda olacak ve uğraşın kendisi mutluluğu getirecektir. Başarı kaygısı ile uğraşıldığında ise sonuca varana kadar her an stres kaynağı olabilecektir.

Tavlanın ve her uğraşın sonundaki “Birlik/Hakikat” aşamasını anlamak zordur. Hugo Paulson ‘un “iyi firmalar rekabeti düşünür, harika firmalar ise müşterilerini” düşüncesini tavla oynayan insana şöyle uygulayabiliriz: Harika tavlacı tavlanın içerisinde nefsini yitiren ve tavladan kendisine ve etrafına faydalar da üretebilen birisidir. Her uğraş kişinin kendisini tanımasına fırsat verdiği ve toplam faydayı arttırarak kendisini üst bir potansiyele taşıdığı kadarıyla anlamlıdır. Hiçbir insan bir ada değildir. Kendisi bir özne ve diğer herşey birer nesne değildir. Kişi hem bütünün parçası hem de kendisidir. Hayat ve tavla dışımızdan akan geçen şeyler değil aynı zamanda içimizdedir. Harika tavla oynadığımız zaman aynı zamanda kendimize de dokunmuş olur ve bundan toplam bir fayda elde ederiz.

Sabri Büyüksoy

Vidolu Tavla Tekniği Nasıl Geliştirilir

Ülkemizde yaygın olarak oynanmakta olan Tavla oyununun geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Son yüzyılda Amerika’da ortaya çıkan “doubling cube” türkçe karşılığı ile “vido” nun oyuna dahil edilmesi ve birkaç kural değişikliği ile beraber ortaya Vidolu Tavla çıkmıştır. Vidolu tavla dünya üzerinde daha çok kabul görmektedir.

Vidolu tavla oyununda kalıcı bir başarı elde edebilmek için öncelikle oyunu sevmek ve sabırlı olmak gerekmektedir. Dünyanın en iyi oyuncuları bile maçlarının ancak %65’ini, üst üste ise en fazla 8-9’unu kazanabilmektedir. Herkesin oyunu kazanabilme ihtimalinin olması oyunu daha da çekici hale getirmektedir.

Okuduğum makalelere ve gözlemlerime dayanarak bu oyunda başarılı olabilmek için hem pul oyunununda (checker play) hemde küp kararlarında yapmış olduğumuz hata oranını olabildiğince düşürmek gerekmektedir. Bunu başarabilen oyuncuların uzun dönemde başarı oranı yükselmektedir.

Ben tavla tekniğimin gelişmesi, hata oranlarımın mümkün olduğunca azalabilmesi için tavlaya ayırmış olduğum zamanın %70’ini oyun oynamaya, %30’unu ise teorik çalışmaya ayırmış durumdayım. Oyun oynama kısmında genellikle bilgisayar programlarına (BOT) ve internet üzerinden girdiğim turnuvalarda ki gerçek rakiplere karşı oynuyorum. Teorik çalışma kısmında ise fırsat buldukça ustaların yaptığı maçları izliyorum, kitap ve makale okuyorum, soru çözüyorum ve yakın arkadaş grubumla beraber oyun oynarken oluşan pozisyonlar üzerinde tartışıyorum.

Dünya üzerinde 30-35 civarında Profesyonel tavla oyuncusu bulunmaktadır. Bu oyuncular tüm zamanlarını tavlaya ayırmaktadırlar. Bugün 30 yaşında olan son dünya şampiyonu Masayuki Mochizuki (Mochy) 19 yaşından beri günde 10 saat oyun oynamakta ve 3 saat teorik tavla çalışmaktadır.

Bu yazımda kendi oyunumu geliştirmek için son 1 senedir yaptıklarımın özetini bulacaksınız. Umarım sizlerinde oyununu olumlu yönde etkileyecektir.

Oyunun Bölümlere Ayrılması

Vidolu tavla oyunu ancak 3 şekilde kazanılabilir : ATAK, KAPI ya da YARIŞ yaparak. Açılış aşamasından itibaren oluşan pozisyona göre belli bir plan belirlenip (GAME PLAN) buna göre hareket edilmelidir. Ancak oyunda ki gelişmelere bağlı olarak yeri geldiğinde plan değiştirmek durumunda kalınabilir. Vidolu Tavla oyununu kazanabilmek için oyunun her aşamasını iyi bilmek gerekir.

Bu nedenle oyunu parçalara bölüp çalışmakta fayda vardır. Bunun için 40-50 parçadan oluşan bölümlere ayrı ayrı çalışmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Temel hatları ile kısa bir liste oluşturacak olursak :

1. Zar Saymak (Basic Odds)
2. Pip Saymak (PIP Count)
3. Açılışlar (Beşinci hamleye kadar olan bölüm)
4. Oyunun orta bölümleri (Middle game)
5. Oyun sonu (End game)
6. Oyun Çeşitleri
   a. Yarış (Race)
   b. Kapı (Priming – Rakip pullarını önüne sıralı kapılar oluşturmak)
   c. Tek pul geride (one man back – rakip evinde 1 pulun kaldığı oyunlar)
   d. Atak oyun (Blitz – rakip pulları sürekli kırarak kısa sürede mars yapmaya çalışmak)
   e. Tutma oyunu (Holding game – Rakibin 5 ya da 4 kapısına sahip olduğumuz oyunlar)
   f. Geri oyun (Back Game – Rakip sahasında 2 ya dad aha fazla kapıya sahip olduğumuz oyunlar)
7. Vido Kararları (oyunun her aşamasında)
8. Mars etme ya da marstan kurtulma teknikleri
9. Pul toplama teknikleri

Yukarda listesi verilmiş konuları ayrı ayrı çalışmak oyun içerisinde vereceğimiz kararları da etkileyecektir. Bunun için en iyi yöntem gerçek maçlarda oluşan pozisyonların kayıtları ya da konu hakkında ki problemleri bilgisayar destekli analiz programları ile ROLLOUT ederek diğer bir deyişle sonuna kadar tekrar tekrar oynamaktan geçmektedir.

Analiz Programları

Tavla yazılımları Satranç yazılımları kadar çabuk geliştirilememiştir. Bugün bile pek çok pozisyonda yazılımların hala gelişmekte olduğunu söyleyebiliriz. Bunun en temel nedeni ZAR gerçeğinin oynanabilecek hamle sayısını geometirk olarak etkilemesidir.

Günümüzde tavla yazılımları Neural Netwok olarak adlandırılan insan beyninde ki sinir hücrelerinin birbirleri ile oluşturduğu yapıya benzer bir mimari ile çalışmaktadırlar. Bir bebeğin yürümeyi, konuşmayı, bir çocuğun okumayı öğrenmesi gibi, bu yazılımlarda birbirleri ile defalarca oynatılarak referans pozisyonlarda nasıl hareket edeceklerini öğrenmişlerdir.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan yazılımlar (BOT) GNU Backgammon, Snowie ve yeni çıkan eXtremeGammon yazılımlarıdır. Bu yazılımlara ilişkin detaylı karşılaştırmayı aşağıda ki tabloda bulabilirsiniz:

eXtremeGammon GNU Snowie
Ücret 49$ Ücretsiz 360$
Grafik Arayüz Çok Kullanışlı İyi Kullanışlı
Analiz Derinliği 7-Ply Ayarlanabilir 3-Ply
Analiz Hızı Çok iyi Yavaş İyi
Analiz Sırasında Oyun Oynayabilme Mevcut Yok Yok
Çoklu CPU Desteği Mevcut Mevcut Yok
Dil İngilizce İngilizce (az miktarda Türkçe) İngilizce
Öğretim Modu Çok iyi İyi Yok
Kullanıcı Veritabanı Çok iyi İyi İyi
İnternet maçlarının analizi Hepsini destekliyor Çoğu destekleniyor Çoğu destekleniyor
Birden fazla maç analizi Mevcut Yok Mevcut
ELO 2258 2233 2231
Skora göre ROLLOUT Mevcut Mevcut Yok
Rollout 3-ply Game 16 24.8sn 72sn 520sn

Ben yoğun olarak eXtremeGammon kullanıyorum. Hem fiyat/performans, hem kullanım ara yüzü hem de çok hızlı olması sebebi ile eXtremeGammon kullanmanızı öneririm. Yazılımlara karşı oynarken gerçek tavla üzerinde çalışmanızı öneririm. Böylece normal maçlarda karşınıza çıkabilecek pozisyonları hatırlamanız daha kolay olacaktır. Aynı zamanda hızınız düşeceği için alternatifleri değerlendirme şansınız artacaktır.

Yazılıma karşı oynadığınız maçları kesinlikle silmemenizi öneririm. Oyun bittiğinde geriye dönüp yapmış olduğunuz pul ve vido hatalarına mutlaka bakmalısınız. Özellikle “BLUNDER” yani büyük hata olarak isimlendirilen hamleleriniz varsa bu pozisyonu yanlış algıladığınızı gösterir. Teorik bilginizi de işin içine katarak hatanın nereden kaynaklandığını bulmaya çalışmalısınız. Sonuç alamadığınız durumlarda arkadaşlarınıza, mümkünse usta oyunculara danışmanızı öneririm. Yazılımın analizine inanmadığınız durumlarda ise mutlaka pozisyonu ROLLOUT ediniz.

Yazılımlara karşı oynamaya yeni başldığınızda sürekli olarak yenilmekten sıkılabilirsiniz. Sırf yenmek adına artık kemikleşmiş yanlışları yapmaya devam etmemelisiniz. Önce düşük sevyelerde oynamaya başlayıp daha sonra hata oranınız düşmeye başladığında bir sonra ki sevyeye geçmeniz, hem keyif almanızı hemde ilerlemenizi sağlayacaktır. Turnuvalara hazırlaken 1-Ply yani 1 hamle ilersini düşünen sevyeden öteye geçmeyiniz ve PIP COUNT değerini kapalı tutup kendinizi saymaya alıştırınız. Böylece insan’a karşı yapacağınız mücadeleye hazırlıklı hale geleceksiniz.

Internet üzerinden yapmış olduğunuz (Play65, Netgammon, Gammonsite, Gamesgrid, Partygammon v.s.) maçları mutlaka kayıt etmenizi öneririm. Extremegammon ve GNU gammon bu maçlarını çoğunu açıp analiz edebilmektedir. Böylece yapmış olduğunuz hataları görmekle kalmaz aynı zaman da gerçekten şansız olup olmadığınızıda kolaylıkla öğrenebilirsiniz.

Turnuvalara hazırlandığınız dönemlerde yazılım içersinde kendinize yeni bir kullanıcı hazırlayıp maçlarınızı bu kullanıcı üzerinden yapmanızı öneririm. Turnuva zamanı yaklaştıkça yazılım veritabanında kayıtlardan zaman içersinde ki gelişminizi ve eksik yönlerinizi görebilirsiniz. Özellikle Extremegammon ve Snowie bu konu da çok başarılı bilgiler sağlayabilmektedir.

Kitaplar

Analiz programları ile sürekli oynamak uzun vade’de oyununuza katkı sağlayacaktır. Ancak tüm yazılım programlarını ortak bir noktası var ki “ÇOK SESSİZ” çalışıyorlar. Bir hamleyi yaptıklarında nedenini açıklamıyorlar. Oynanabilecek tüm zarları inceleyerek hamlenin sebebini bulup ezberleyebiliriz. Fakat ezberlenen posizyonların miktarı arttıkça unutulma oranı da artmaktadır.

İnsanoğlu ezberlemek yerine anlamlı teoriler üzerine oyununu oturtursa bu durumda pek çok benzer poziyonu daha kolay çözebilmektedir. Örneğin, Paul Magriel diyor ki “Rakibin evinde senin evinden daha çok kapı varsa daha güvenli oyna”. Benzer bilgilere ulaşabilmek için kitap ve makale okumak gerekiyor.

Tavla ile ilgili olarak yazılmış çok sayıda kitap mevcut. Malesef tüm makaleler İngilizce dilinde yazılmıştır. Mevcut kitap listesi hakkında ayrıntılı bilgi şu adresten alınabilir :

http://www.bkgm.com/books/index.html

Son bir senede pek çok kitap okuma şansım oldu. Yeni başlayanlar ve tavlasını geliştirmek isteyenler için sırası ile şu kitapları okumanızı öneririm.

1) Backgammon (Paul Magriel)
Tavlaya yeni başlayanlar veya bilgilerini derleyip toplamak isteyenler için ideal bir kitap. Bu kitap 1973 yılında yazıldığı için içersinde pek çok hata mevcut. Ancak tavlanın temelleri konusunda Magriel’in yazmış oldukları günümüzde halen geçerli ve yoğun olarak refere edilmektedir.

2) Modern Backgammon (Bill Robertie)
Bill Robertie 2 kez dünya şampiyonu olmuştur. Kendisi kitap yazmayı çok sevdiği için pek çok kitabı mevcuttur. Modern Backgammon’da amaçlanan bilgisayar programlarını düşünme tekniklerini ortaya çıkartmak ve oyuna uygulamaktır. Kitap 2001 yılında yazıldığı için içersinde az sayıda da olsa hata mevcuttur. Fakat tavlacının başucu kitabı olarak mutlaka kütüphanesinde bulunması gerekir.

3) 501 Essential Backgammon Problems (Bill Robertie)
Bu kitap da Bill Robertie tarafından hazırlanmış 501 adet soru mevcuttur. Bu soruları hazırlarken Robertie gerçek maçlarda karşılaşılmış olan pozisyonları kullanmıştır. Oyunu parçalara bölerek ele almıştır. Pozisyonlarda hata oranı düşüktür. Küp kararları konsunda etkin teknikler önerilmektedir. Kısa zamanda okunabilecek keyifli bir kitap. Pozisyonları çözmekle beraber bilgisayar’a karşı sonuna kadar oynayıp ROLLOUT etmenizi de öneririm.

4) Cube Reference Positions (Kit Woolsey)
Küp kararları bazı temel prensiplere oturtulsa da çoğu zaman daha önceden görmüş olduğumuz referans pozisyonlara yani tecrübelerimize dayanmaktadır. Bu düşünce ile hareket eden Kit Woolsey oyunu parçalara bölerek küp kararları için referans oluşturabilecek pozisyonları toplamış. Dikkatle okunması gereken önemli bir kitap.

Kazanan taraf olmak

Teorik oyun ve analiz programlarına karşı yapılan alıştırmalar kazanan taraf olmanızı sağlamaya yetmiyor. Oyunun özellikle psikolojik yönü zaman zaman oyun bilgisinin önüne geçiyor. Bu nedenle aşağıda verilen önerilerin unutulmaması ve oyun sırasında ısrarla üzerinde durularak hayata geçirilmesinde fayda görülmektedir.

1. Rakibe saygı duymak :
Usta bir oyuncu hiç bir rakibin maçı teslim etmeyeceğini bilir. Her oyuncunun oyunu kazanma şansı olduğunu göz önüne alılır. Bu satırların sahibi oyuna ilk başladığı zamanlarda herkesi yenebileceğini zannediyordu. Bu nedenle acemi oyunculara karşı erken küp çeken, mars yaratan oyunlar kurup aceleci davranıyordu. Sonuç tahmin edebileceğiniz üzere hüsran ile sonuçlanıyor suçu “acemi şansına” yüklüyordu. Hem kendimize, hem rakibimize hemde tavla oyununa karşı saygı duymalı ve her durumdan keyif almasını öğrenmeliyiz.

2. Zar gerçeğini kabullenmek :
Oyuna başlamadan önce ZAR gerçeğini hatırlamalıyız. Herkesi yenebilirsiniz ancak ZAR ile başedemezsiniz. Özellikle tavlaya yeni başlayanlar rakibin iyi zarlarını görüp kendi iyi zarlarını göz ardı ederler. Bu şekilde morali bozulan oyuncunun hata oranı da yükselir, küp kararları hatalı olur ve tüm fatura ZAR’a kesilerek sinirli bir şekilde OYUNA KÜSEREK masadan kalkılır. Bu gibi durumlarda usta oyuncular maçı kesinlikle bırakmayıp gelen ZAR’dan en iyi hamleyi çıkartmaya çalışırlar.

3. İyi bir kondisyon’a sahip olmak :
Sadece tavla oyunu için geçerli olmamakla beraber uzun süren mücadeleler de çok fazla efor harcanmaktadır. Bu nedenle turnuva oyuncularının kondisyonlarına dikkat etmeleri, maçtan önce ki gece mutlaka iyi bir uyku çekmeye özen göstermeleri önerilmektedir. Maç sırasında bol bol sıvı alınması, mola sürelerinin mutlaka ve sonuna kadar özenle kullanılmasının dayanıklılığa etkisi olumlu yönde olmaktadır.

4. Temkinli olmak :
Oyun tekniği açısından kesinlikle yavaş oynamayı tercih etmeliyiz. Oyun içersinde en çok hata yaptığımız yerler :

a. Küp kararları
b. Kırılma noktaları)
c. Açılışlar
d. Çift gelen zarlar
e. Evimizde rakip kapısı mevcut durumdayken yapılan PUL toplama hamleleri

Özellikle bu gibi hamleler sırasında bir de galibiyetten büyük oranda emin olduğumuz durumlarda aceleci davranıyoruz. Bu gibi pozisyonlarda daha temkinli ve yavaş oynamak gerekiyor.

Bunlarla beraber her hamleden önce mevcut oyun planını kontrol etmek; gerekiyorsa değiştirmek. En az 3 alternatif hamleyi incelemeden karar vermemek. Pozisyonun küp gerektirip gerektirmediğini kontrol etmek.

5. Stres’den uzak durmak :
“Dünyanın en güçlü adamı sinirini, stresini kontrol edebilen insandır”. Zaman zaman maç skoru, turnuvanın önemi, moral bozukluğu gibi faktörler bizi tavladan keyif almaktan uzaklaştırıyor. Durum böyle olunca tavla ile kavga etmeye başlıyoruz. Bu şekilde mücadele etmenin sonucu mutlaka yenilgi ile sonuçlanıyor. Dünya şampiyonluğu maçı bile yapıyor olsak da oyundan keyif almayı bırakmamalıyız. Rahat olan stresini kontrol eden sadece tavla da değil güncel yaşamında da başarıyı yakalayacaktır.

6. Sportmenlik
Tavla oyunu ile pek çok değerli dostlular kazanabilirsiniz ancak sportmen davranmadığınız sürece sadece RAKİP kazanabilirsiniz.

Saygılarımla.

Mustafa N. Altuntaş