Ege’nin Butik Tavla Turnuvaları

Bundan tam bir yıl önce Marmarisli dostumuz Cesur Kaya’nın Turunç’ta düzenlemiş olduğu Babalar Günü Turnuvasına katıldık. Güneşe ve denize hasret biz ‘bozkırın çocukları’ için bu iki gün şölen havasında geçmiş, dönüş yolunda ise burada düzenlenecek tüm turnuvalara katılmaya karar vermiştik. Birkaç ay sonra ise yine Marmaris’te, dünyanın en iyi oyuncusu kabul edilen Mochy’nin de katıldığı daha geniş bir turnuva düzenlenmiş ve o da en az bir önceki kadar güzel geçmişti. O tarihten sonra Kuşadası ve Bodrum’da da benzer turnuvalar düzenlendi.

Geçtiğimiz hafta ise Sait Nayman öncülüğünde Fethiye’de düzenlenen ‘Yaza Merhaba Turnuvası’na katıldık. Sait bey neredeyse tüm Fethiye’yi seferber etmiş ve Fethiye Belediyesi’nden Pastanelere, Cafe ve Otellere kadar birçok kurumdan sponsorluk desteği almayı başarmıştı. Bu sayede Türkiye’de tavlanın gelişmesinde sponspor desteğinin olası etkisini küçük ölçekte de olsa gözlemleme fırsatı bulduk.

Turnuva yürütümünü gerçekleştiren Caner Çelik ve Serkan Çalışır, ilk defa turnuva tecrübesi yaşayan oyuncuların çoğunluğuna rağmen sabırla ve son derece profesyonelce bir yürütüm gerçekleştirdi. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle herkesle birebir ilgilenen, her daim güler yüzlü Sait Nayman’a bu güzel turnuva için teşekkür ediyor ve Türkiye’de modern tavlanın tanıtılmasına katkı sağlayan bu güneşli ‘butik’ turnuvaların nicelerini bekliyoruz.

Onur Vurur

Onur Vurur tavla kariyerindeki ilk özel öyuncu ödülünü Sait Nayman ‘dan alırken
Pırıl pırıl bir Fethiye arka planı eşliğinde tavlacı dostlarımız

Tavla ve Hayat (7) Hayatın Anlamı

Zamanı geldi artık açıklıyoruz 🙂 Yıllardır bunu beklemiyor muydunuz? Yarın her şey artık bir başka gelecek gözünüze. Bu muydu istediğiniz? Bütün gizem bitsin, zar hiç olmasın, hayat makina edasıyla yaşansın. Öyle her şey birden olmaz. Önce tavla ile hayatın bir farkını açıklayalım:

Bir tek anını yaşamayı bile es geçebileceğimiz bir mecrayken hayat, tavla her zar anını farketmeye mecbur eder bizi.

Hadi bakalım şimdilik buradan başlayalım 🙂

Konu değiştireyim biraz. Kapaktaki fotoğraf benim tavlayı öğrendiğim ansiklopedidin kapağıdır. Belki de Tavla ve Hayat ‘ın anlamı budur. Hollanda’dan bir takipçimiz okul ödevi için geleneksel tavla oyunumuzun tarifini internette bulamamış. Ben de baktım hakikaten nasıl oynanır, kuralları nedir diye doğru dürüst bir şey yok. Gittim bu ansiklopediyi buldum, ilgili sayfaların fotoğrafını çekip yolladım. Yarım asırdan önce varolan bilgi modernleşme çağında kaybolmuş. Belki bu vesile ile yedi senelik Tavla ve Hayat ailesi olarak başa döner tavla nedir diye yazmaya başlarız. Sonunu çok yazmaktan başını atlamışız. Bakalım yaza yaza nereye gider. İnşallah bir anlam yakalayıp hapis kalmayız 🙂

Bu yazıyı bana oyunları sevdiren, yedi sene önce bugün toprağa verdiğimiz rahmetli babam Hasan Tevfik Büyüksoy ‘a adıyorum. Elle tutulamayan bir çok miras bıraktı: Müzik, şiir, hikaye, tiyatro, kahkaha, …

Hafız ‘dan bir şiiri çevirerek rahmetlinin ruhuna yollamak istiyorum. Bir de alta şarkı koymazsam eksik gidecek. O da bu sabah dinlediğim rû رو isimli youtube kanalından olsun. Bu kanalda çok güzel şarkılar çok güzel bir üslupla ve hikayeleriyle sunulmuş, abone olmanızı tavsiye ederim. “muhayyer-kürdî şarkı | bir kızıl goncaya benzer dudağın” şarkısının hikayesi de çok güzel.

Sabri Büyüksoy

KAHKAHA

Kahkaha nedir? Nedir kahkaha? O uyanan Allah'tır! Ah işte Allah'tır uyanan!

O çok zamandır yanında gezdirdiğin, gözlerini ve kalbini örtmüş bir bulutun arkasından tatlı başını uzatan güneştir.

O muhteşem bir yapı için yeri yaran senin asıl bedenin olup Hak denilen ışıktır.

O mutluluğun kendini alkışlaması ve sonra herkesi ve her şeyi kucaklamak üzere havalanmasıdır.

Gökyüzünde Sevgili tarafından zaptedilmiş kutup yıldızıdır kahkaha, ezeli olarak der ki,

"Evet, kıymetlilerim, buraya doğru gelin, buraya Bana ve Aşka doğru!

Sevecen ağızlarınız oynar, güzel dilleriniz şarkıları orkestra gibi yönetir

ve devinimlerinizle - elleriniz, ayaklarınız, salgılarınız ve hücrelerinizin sihirli kıpırdanmalarıyla - dansederken!

Bilin ki Allah'ın gözünde bütün devinimler şaşılacak bir lisan ve müziktir - öyle muhteşem, delişmen bir müzik!"

Ah be Hafız, nedir kahkaha? Kalplerimizde tomurcuklanan kıymetli aşk ve kahkaha?

O bir ruhun uyanışının muhteşem sesidir!

LAUGHTER

What is laughter? What is laughter? It is God waking up! O it is God waking up!

It is the sun poking its sweet head out from behind a cloud you’ve been carrying too long, veiling your eyes and heart.

It is light breaking ground for a great structure that is your real body—called Truth.

It is happiness applauding itself and then taking flight to embrace everyone and everything in this world.

Laughter is the polestar held in the sky by our Beloved, who eternally says,

“Yes, dear ones, come this way, come this way toward Me and Love!

Come with your tender mouths moving and your beautiful tongues conducting songs

and with your movements—your magic movements of hands and feet and glands and cells—dancing!

Know that to God’s eye, all movement is a wondrous language, and music—such exquisite, wild music!”

O what is laughter, Hafiz? What is the precious love and laughter budding in our hearts?

It is the glorious sound of a soul waking up!


Hafiz. A Year with Hafiz: Daily Contemplations (Kindle Locations 3739-3743). Penguin Publishing Group. Kindle Edition.

Geleneksel Tavla: 3 Soru 3’er Cevap

Çoğumuzun severek oynadığı geleneksel tavlamız hakkında bir süredir bekleme yapan üç probleme değinelim. Bu problemleri gönderen okurumuz Oray Bey’e ve rakibi Sedat Bey’e teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu yazıda tarafları pul renkleri Siyah (aşağısı) ve Sarı (yukarısı) olarak değerlendireceğiz. Yazının fotoğrafında pozisyonlardan birinin orijinal otantik fotoğrafı var, inşallah tavla ve bilimum iştahımızı kabartır 🙂

Problemleri analiz ederken program (eXtremeGammon – kısaca XG) desteği aldık. Yapay sinir ağı teknolojisi ile modern/vidolu tavlayı dünyanın en iyi oyuncuları seviyesinde oynayan bu yazılım neredeyse standart haline gelmiş durumda. Çok önemli bir durum var dikkat etmemiz gereken. Tavlanın maç şeklinde oynanışı belirli skora ilk varma üzerine kuruludur bildiğimiz üzere. Ancak bazı skorların önemi yadsınamaz. İşte bu skor kategorilerinden bazılarını dikkate alalım:

SKOR ADI KISALTMA AÇIKLAMA
Normal Match Score
(Normal Maç Skoru)
NMS 1 veya 2 puan maçı bitirmez. Örnek: 5’lik maçta durum 0-0.
Double Match Point
(Alan Galip Oyunu)
DMP Puan alan taraf maçı kazanır. Marsların önemi yoktur. Örnek: 7’lik maçta durum 6-6.
Gammon Go
(Marsa Git)
GG Hamle sırası bitime 2 uzak olan taraftadır. Diğer taraf bitime 1 uzaktır. Mars ilk tarafa maçı kazandırır, oyun ilk tarafa eşitliği getirir, karşı taraf puan alırsa maçı kazanır. Örnek: 5’lik maçta durum 3-4.
Gammon Save
(Marstan Kaç)
GS Yukarıdaki GG’nin tersi durum. Hamle sırası bitime 1 uzak olan taraftadır. Karşı taraf ise sadece mars ile maçı bitirebilir. Örnek: 5’lik maçta durum 4-3.

Aşağıdaki üç poziyonu NMS yani normal maç skoru ile analiz etmemeye karar verdik. Sebebi XG’nin maç analiz teknolojisinin katlama küpü denilen geleneksel tavlada olmayan bir matematik unsuruna sahip olması. Dolayısı ile her bir pozisyon için DMP, GG ve GS skorlarında analiz yapacağız. Bu da geleneksel tavlayı iyi oynamak için epey bir skor perspektifi katacaktır.

Pozisyon 2-2

DMP skoru:

Amaç iki taraf için de puan alıp maçı kazanmak. Bu amacı daha oyunun en başında farkedip bütün oyunu bu filtreyle yürütmekte fayda var. Benim Türk tavlacılarda gördüğüm en büyük eksiklerden. Milli Takımı dahi çalıştırdım bu eksik çoğu oyuncuda çok bariz.

Önce Durum Tespiti yapalım. Sıra Sarı’da. Dolayısı ile Sarı ‘dan konuşalım. Sarı hem yarış (111 ‘e 131 yani 20 pip önde) hem de pozisyon olarak önde. Belki görece tek dezavantajı 3 ‘deki beşli sırık. Siyah hem yarış hem pozisyon olarak dezavantajlı. Bu dezavantaj üç yönden sırıtıyor. Bu yönlerden birisi statik yani uzun vadede değişmeyecek: Siyah kendi hanesine derin kapılar yapmış, 20 ve 21 alınamamış. Diğer iki yön ise dinamik: Siyah ‘ın kapıları kırılgan, üzerleri çıplak. Bir hamle sonra bir kapı eğreti bir şekilde bozulabilir. Bir de Siyah ‘ın en gerideki pulları blok arkasında kalmak üzere.

Şimdi Düşünme Süreci konusuna gelelim. Benim düşünce sürecime örnek olarak şöyle ilerlerdim. En kritik eksiği farketmeye çalışırdım. Sarı ‘nın güçlü yanı hem pozisyon hem de yarış. Durum tespitini maç esnasında doğru yapabilmişsem önce Tavlanın Amacı ‘ndan başlardım: Yarışmak ve rakibinden önce çizgiyi geçmek. Ya da yarışamıyorsa rakibi bloke etmek. Burada 2-2 ile yapılabilecekler arenasında her iki şey de mümkün. Eğer 20 pip fark (2-2 oynanınca 28 pip olacak) etliye sütlüye karışmadan yarışmayı ve rakibin 6-6 ‘sı ile bile yıkılmamayı getirecekse neden olmasın. Ancak bloke seçeneği (mesela 6-6 ‘nın blokajı) mümkünken bunu yapmamanın alemi ne? Belki hem yarışmak hem de bloke etmenin orta noktasını hem de rakibin bir el sonra bir kapıyı bozacak olmasının avantajını kullanabilirim. Bu avantajı güzel kullanıp belki rakibi vurarak ilerleme ihtimali ortaya çıkacaksa kendi hanemde bir dezavantaj yaratmak ne kadar tehlikeli olabilir. Yani 3 ‘deki sırıktan bir pulu açığa yatsam ve o pul bir iki el içinde örtülemese ne kaybederim. Çok bir şey değil çünkü Siyah ‘ın kalesi kırıklara çok kötü muamele edebilecek durumda değil. Şimdi artık İcraate başlayabilirim.

Önemli bir icraat düsturuna ne dersiniz? Çiftleri teker teker oynamak insan hatasını azaltır. İlk ikiyi ben 3 ‘den 1 ‘e oynar ve geriye üç tane iki bırakırım. Sonraki ikiyi 10 ‘dan 8 ‘e koyarak 6-6 blokajı da sağlarım. Şimdi açıkları öylece bırakmanın rakibin kırılgan noktasında ona bu kırılganlığına çare olabilecek taktik avantajlar getirebileceğini görüp üçüncü iki ile 10 ‘dan 8 ‘e gelerek o zayıflığı gideririm. Dördüncü iki ile de biraz daha uzun vadeli ama yine taktik bir mesele olan içerdeki açığı bertaraf ederim, yani 3 ‘den 1 ‘e bir pul daha atarım. Bütün bunlar sadece bir alternatif hamle oluşturmuş oldu. Profesyonellik gereği en az bir tane daha alternatif ve iyi hamle bulmak lazım. Çok uzadı biliyorum ama süreç böyle işliyor 🙂 Bu hamleyi cebe alıp baştan icraat süreci çalıştırarak bir hamle daha bulalım.

Doğal görünen hamlenin ne kusuru var ona bakarım. Yani 4 kapısını üç tane iki kullanarak alıp dörtlü sıralı blok oluşturup son ikiyi de yine 3 ‘den 1 ‘e inmek gibi. Bu iki hamleyi tartarken maç esnasında yanımda XG olup da ikisinin de eşit gibi (1000 ‘de 14 ‘lük hisse değeri farkı çoğu zaman ihmal edilebilecek kadar küçük bir farktır. Genelde 1000 ‘de 20 ve altına çoğu oyuncu dikkat etmez. Ben profesyonel oynamış birisi olarak dikkat etmek zorundayım). İyi bir günümde bu iki hamleyi 0,014 ‘lük fark vardır diyecek kadar olmasa da XG gibi doğru sıralayabilirim. Ancak bile bile ikinci sıradaki hamleyi yapmak da beni bozmaz. Neden? İnsan Faktörü.

İnsan faktörünü hem kendimizin hem de karşımızdakinin XG olmadığını bilmek kadar küçük dar bir haliyle tavlada kullanabiliriz. Daha üst düzey kullanımlar bu yazıyı bozacak ve çok uzatacaktır. Zaten çok uzadı 🙂 Ancak Siyah oyuncunun oyun gücünün Sarı ‘dan daha düşük olduğunu düşünülebilirse birinci sıradaki 6-6 blokajı yapan hamle daha da güçlenir. Şimdilik bu kadar yeter. Doğru hamle sıralaması yukarıda XG ‘den alınmış ekran görüntüsünde mevcut.

***

GG skoru:

Yukarıdaki bütün süreci baştan sona çalıştırmayalım. Sadece skordan ötürü oluşan farka bakalım. Sarı eğer mars kazanabilirse maçı kazanacak. Dolayısı ile yukarıdaki ikinci hamlenin değeri yükselir. Neden? Çünkü açık yakalayabilirse ve onu tutabilirse, hatta birazcık daha uzun vadede iki pulu kırıp kendi kalesini de tamamen örtebilirse mars ihtimalini en az %40 ‘lara taşıyabilecek. Dolayısı ile ikinci hamlenin daha şu anda mars kazanma ihtimali ilk hamleden yüksek olmalı. DMP analizine göre bakarsak maç kazanma yüzdelerinde ise çok büyük fark olmamalı. Matematiksel olarak marsa gitdip jem oyunu hem de maçı kazanma şansımızı %2 arttırabiliyorsak ve bu sırada oyun kazanma yüzdemiz %1 ‘den az düşüyorsa toplamda kardayız demektir. XG çıktısına bakarsak durum aynen de böyle görünüyor. Mars kazanma yüzdesi 12,4 ‘den 14,7 ‘ye çıkmış yani % 2,3 artmış. Oyun kaybetme yüzdemiz ile 66,1 ‘den 65,6 ‘ya düşmüş, yani % 0,5 azalmış. Matematiksel olarak net kardayız. Dolayısı ile bu özel skorda DMP skoruna göre oluşan sıralama yer değiştiriyor. Arada 0,037 ‘lik fark var, 0,020 ‘nin üzerinde bir fark, dolayısı ile bunu iyi oyuncular önemsemeli.

***

GS skoru:

Yine farktan gidip bütün karar verme sürecinde tenzilat yapalım. En önemli skor kriterine dikkat çekelim: Sarı mars kaybederse maçı kaybedecek, oyunu kazanırsa maçı kazanacak. Dolayısı ile sıralamanın DMP ile aynı olmasını bekleriz. Çünkü oradaki temiz açıksız hamleyi yapmanın marsları tırmandırmayacağını tahmin edebiliriz.

Karar Verme Süreci ‘ne düstur eki yapalım. Bu üç skoru da çalıştığımıza göre ve çalışması en basiti DMP olduğuna göre tavlada (hem geleneksel hem de modern) eğer DMP hamlesini bulabilirsek diğer skor kritik GG veya GS hamlelerini oradan ilerleyip bulabiliriz.

Diğer iki problemi de XG sonuçlarını ve altındaki boşlukları kullanarak kendiniz çözünüz. Ev ödevi olsun 🙂

Pozisyon 4-1

DMP skoru:

 

 

***

GG skoru:

 

 

***

GS skoru:

 

 

Pozisyon 6-2

DMP skoru:

 

 

***

GG skoru:

 

 

***

GS skoru: