Yan Kit Chan ile Baş Başa – Onur Vurur röportajı

[Onur Vurur] Seni birkaç yıl önce İstanbul’da düzenlenen bir turnuvada tanımıştık. Görme engelli birinin tavla oynuyor olması insanlara ilginç gelmiş ve seni çok sempatik bulmuştuk.

[Yan Kit Chan] İlk fırsatta tekrar gelmek istiyorum. Doğrusu istersen ben de Türkiye’de görme engeli bir oyuncunun olmamasına şaşırmıştım.

 

[OV] Tavla Türkiye’de çok yaygın. Turnuvalara katılmasalar dahi mutlaka tavla oynayan görme engelli oyuncularımız vardır diye düşünüyorum. Tavla dışında ne yapıyorsun?

[YKC] 33 yaşındayım. Rakuten isimli bir firmada pazarlama üzerine çalışıyorum.

 

[OV] Tavlayı nasıl öğrendin peki? Zor olmalı. Ortadoğu ülkeleri dışında çok yaygın olarak oynanan bir oyun olmadığını da düşünürsek…

[YKC] Okuldan bir arkadaşım öğretti, sanırım 18 yaşındaydım. Birçok masa oyununu severek oynarım, favori oyunum ise satrançtır. Arkadaşlarımla her fırsatta tavla oynadım, ama 6 yıl kadar önce canlı bir turnuvaya katılmaya karar verdim.  Tek başıma Londra Açık turnuvasına katılmaya gittim. İnsanlar daha önce hiç görme engelli biriyle onanamamışlardı ve benimle ne yapacaklarını bilemediler ilk başta. Sonra oynamamın mümkün olabileceğine karar verdik birlikte, ve normal olarak onamaya başladım ve yaptım 🙂 Daha önce birçok masa oyunu oynamış olmamın tavlayı öğrenmeme yardımcı olduğunu düşünüyorum.

 

[OV] İki defa maçını izleme şansım oldu. Yakın zamanda British Open’da final oynadın ve kıl payı şampiyonluğu kaçırdın. Bunun için seni tekrar tebrik ederim. O maçta rakibin bir pulu yanlış oynadı ve sen bunu fark ederek uyardın. Bu gerçekten çok ilginçti 🙂

[YKC] Teşekkür ederim. British Open’da iki defa final oynadım. Çok şanslıydım 🙂

 

[OV] Gerçekten mi! Diğeri ne zamandı?

[YKC] 2015 yılıydı. İlk defa Master kategorisinden katıldığım turnuvaydı. Daha önce de 2014’de Orta Kademe şampiyonu oldum.

 

[OV] Tebrikler! İlk defa oynayan biri için çok önemli bir başarı. Son final maçına dönersek…  Pulun yanlış oynandığını nasıl fark ettin?

[YKC] Bütün pulların yerini hatırlayamam ama en önemli pulların nerde olduğunu bilirim 🙂 Rakip bu hatayı yapınca fark etmek benim için hiç zor değildi çünkü çok barizdi. Her seferinde pulların nerde olduğunu unutuyorum 🙂 Eğer yorgun değilsem artık bu çok sık olmuyor.

 

[OV] Tavlaya nasıl çalışıyorsun.? Analiz programı kullanıyor musun mesela?

[YKC] eXtremeGammon (XG) kullanıyorum. XG ‘yi geliştiren Xavier nezaket gösterip bu programı benim kullanabileceğim hale getirdi. Komut girebileceğim bir satır oluşturdu. Örneğin 24/18 13/11 yazıyorum ve ona göre program hamle yapıyor. Okuyabileceğim herhangi bir tavla kitabı olmadığı için program dışında çalışabileceğim bir kaynak yok. Bir de bana fikir verebilecek insanlarla konuşuyorum tabii.

 

[OV] Aynı zamanda da zar, puan tablosu ve saat işlevleri olan BG Buddy programını kullanıyorsun. Bu program hem zar atıyor hem zarın ne geldiğini söylüyor. British Open finalinde kullandığını görünce merak edip inceledim. Özellikle istatistik bölümünü çok beğendim. Ben de kullanmaya başladım ve bütün maçlarımı oraya giriyorum artık. Kiminle, ne zaman, nerde maç yapmışım telefonumdan kolayca görebiliyorum.

[YKC] Evet bu program işimi çok kolaylaştırdı. Geçmişte zarı attıktan sonra ne zar geldiğini insanların söylemesini bekliyordum, bu gerçekten yorucu bir süreçti. Şimdi sadece bir tuşa basıyorum ve maça daha çok konsantre oluyorum.  Ancak bazı insanlar telefonun attığı zara pek güvenmiyorlar. Bu anlaşılabilir bir durum.

 

[OV] Maalesef öyle. Özellikle internet üzerinden oynanan maçlarda zarın normal olmadığına inanlar çok fazla. Oysa biraz düşününce programın oyunun gidişatına göre zar belirlemesinin hiç de kolay olmayacağı çok açık.

[YKC] Dürüst olmak gerekirse, eğer biri hile yapmak isterse zarın bir tarafını daha ağır yaparak bunu daha kolay gerçekleştirebilir. Güven hep var. Bende daha fazlası var çünkü benim hatalı hamleleri herkes gibi normal olarak farkedebilmem daha zor.

 

[OV] Umarım bir turnuvada eşleşiriz ve seninle oynama fırsatımız olur. Teşekkür ederim bu güzel sohbet için.

[YKC] Benim için zevkti. En kısa zamanda bir turnuvada görüşürüz umarım.

 

Cüneyt Argun Genç USBGF Röportajı

USBGF‘in (Birleşik Devletler Tavla Federasyonu) iki ayda bir çıkan PrimeTime adında bir dergisi var. Üyeler dergiyi Federasyon’un web sitesinden indirebiliyorlar (usbgf.org). Derginin Haziran-Temmuz sayısı çıktı. Bu sayıda tavlaya katkılarıyla tanıdığımız camiamızın güzide oyuncusu Cüneyt Argun Genç ile yapılmış bir röportaj mevcut. USBGF ‘in Masters Divisional adıyla düzenlediği ustalar turnuvasından ikisini kazanma başarısını göstermiş bu usta oyuncumuzun, Karen Davis ile gerçekleştirdiği İngilizce ‘sini dergiden okuyabileceğiniz röportajını Türkçe olarak yayınlıyoruz:

 

Tavla oynamaya ne zaman ve neden başladınız?

Tavla Türkiye’de çok popüler bir oyun olduğundan geleneksel tavlayı çok küçük yaşta öğrendim. 5-6 yaş civarında babamla dedemin yaptığı maçları seyrediyordum. İçe dönük bir çocuk olduğum için uzun süre kendi kendime oynadım. Bu da oyuna yaklaşımımı derinden etkiledi. Oyunu beyazlarla siyahlar oynar, iki taraf için de en iyi hamleyi bulmak gerekir. Oyuncuların karakterinin olayla bir ilgisi yoktur (olmaması gerekir). Bugün bile oyunun sosyal kısmından uzak durabilmek için hala bilgisayara karşı oynamayı tercih ediyorum. Canlı oyunlarda rakibin verdiği çocukça tepkiler çoğu zaman can sıkıcı olabiliyor. Modern tavla (vidolu tavla) ile 2010 yılında tanıştım. Bill Robertie’nin çok güzel hazırlanmış birkaç kitabını okuduğumda aslında tavla oyununun pek çok kısmı hakkında hiçbir şey bilmediğimi anladım. Hem İSTAVDER hem de WBF Türkiye’nin düzenlediği liglere katıldım. En üst seviyedeki liglerde kazandığım birincilikler sonrasında 2012 yılında WBF Türkiye Şampiyonu oldum. Daha sonra da uluslararası turnuvalara katılmaya başladım.

Oyununuzu geliştirmek için neler yaptınız?

Oyunumu geliştirmek için önce bilgisayar programlarından destek aldım. GNU ve Snowie kullanarak geçen bir iki yıl sonrasında hem pratik yapmak hem de maçları analiz etmek için ExtremeGammon ile yola devam ediyorum. İstanbul’da sık sık buluşup antrenman yaptığımız usta oyunculardan oluşan bir grubumuz var. Ali Çetin Belene, Erhan Yenişen, Sabri Büyüksoy, Feza Diyarbekir, Cihangir Çetinel ve Mustafa Altuntaş’ın da dahil olduğu bu grupta önce danışman çiftler maçları yapıp sonra her hamle üzerinden geçerek tartışıyoruz. Bu yöntemin tüm oyuncuların oyun seviyesinin yükselmesine katkı yaptığını düşünüyorum.

İnternette oynamak dışında canlı turnuvalara da katılıyor musunuz?

Evet, 4 yıl boyunca WBF Türkiye ve İSTAVDER’in liglerine katıldıktan sonra ligleri bıraktım ve özellikle Kuzey Kıbrıs’daki uluslararası turnuvalara katılmaya başladım.

İnternette ya da canlı oyunda unutamadığınız deneyimleriniz nelerdir?

Unutamadığım maç, 2013 Kuzey Kıbrıs ‘European Pro Championship’ finalinde Mochy ile yaptığımız maç. Toplamaya başlamışken rakibimin benim 4 hanemde iki pulu vardı ve sürem bitti. Kazanma ihtimalim %92’nin üzerindeyken kaybettim. Üzücü bir anı ama aynı zamanda öğretici. Saat oyunun bir parçasıdır. Beyaz, saati kontrol etmeyerek hata yaptı. Siyah hak ederek kazandı. İnternette yaptığım maçlarda ise benim için en unutulmaz olan USBGF 5. Ustalar Kategorisi Turnuvasında Çek Cumhuriyeti’nden Jan Cerny ile yaptığım final maçı. Çeklerin en iyi oyuncularından olan Jan, 21 sayılık final maçında 19-7 öne geçmişti ve ne denersem deneyeyim işe yaramıyordu. Sonra bir anda tavla tanrısı fikir değiştirdi ve maçı 22-20 kazandım. Bu tavla kariyerimdeki en önemli geri dönüştü. Bu arada hata oranlarında da rakibime 3.93’e 5.84’lük bir üstünlük sağlamışım. Çok sevindiğimi hatırlıyorum.

İnternette oynamayı mı canlı oyunu mu tercih ediyorsunuz; neden?

İnternette ya da bilgisayara karşı oynamayı tercih ediyorum. Böylelikle kamera ve tripod taşıma; daha sonra da maç kaydındaki hamleleri bilgisayara girme derdi olmadan tüm maçların analizini yapabiliyorum. Bir gün tüm hamleleri otomatik olarak kaydeden tavla takımı büyüklüğünde dokunmatik ekranlar (dev tabletler) geliştirilirse canlı oyunu tercih edebilirim.

Birleşik Devletler Tavla Federasyonu’nun (USBGF) internet turnuvalarına katılım deneyiminizi yorumlar mısınız?

USBGF’e katıldıktan sonra kendimi tavla cennetinde hissetmeye başladım. Phil Simborg’un video derslerini izledim. Ustalar kategorisinde internet tavla turnuvalarına katılarak uzun maçlar (17-19-21 sayı) yaptım. ‘Prime Time’ dergisi sayesinde bir yandan dünyanın en iyi oyuncularının neler yapmakta olduğunu takip ederken öte yandan analiz sayfalarını inceleyerek yeni şeyler öğrendim. USBGF internet turnuvalarında maç saatlerini tayin etmek aradaki büyük zaman farkından ötürü güç olabiliyor. Amerikalı arkadaşlar genelde gayet anlayışlı davranarak bu sorunun çözümüne katkıda bulundular.

Tavla dışında kalan hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü bitirdim. 1993 yılından beri aynı üniversitede Bilgisayara Giriş, Matematik, Olasılık-İstatistik ve Yöneylem Araştırması dersleri vermekteyim. Rubik Küpü ve türevleri dahil her türlü analitik bulmaca ile ilgileniyorum.

Üyelerin tavla oynama olanaklarını geliştirmek doğrultusunda USBGF’e tavsiyeleriniz olacak mı?

USBGF Avrupa ve Amerika arasında bir köprü oluşturuyor. Bu bizim için çok önemli. Birleşik Devletler’de çok sayıda usta oyuncu var ama coğrafi kısıtlamalar sebebiyle onlarla canlı turnuvalarda karşılaşmamız pek mümkün olmuyor. Bu oyuncularla internet üzerinden oynama imkanı sağladığı için USBGF’e teşekkür ediyorum. Uzun vadede, USBGF’in hazırladığı listelerde rating’lerin yanısıra oyuncuların ortalama hata oranlarına da yer vermesinin çok yerinde olacağını düşünüyorum. Bir de Birleşik Devletler, Japonya, Danimarka, İran, Almanya, İtalya, İngiltere, Hırvatistan, Türkiye ve Yunanistan gibi ülkelerin katılacağı bir Uluslar Kupası’nın çok ses getireceği kanaatindeyim.

Son olarak, uluslararası tavla topluluğunu genişletme yolundaki çabalarınızı takdirle karşılıyorum. Yabancı oyuncuları turnuvalarınıza dahil ettiğiniz için de müteşekkirim. Her şey için teşekkürler.

Tavla ile Hayatı Basında Buluşturunca

Beş sene önce tavla ve hayatı kaynaştırmak üzere yola çıkmıştık. Basına ilk yansımamız ise felsefe ve sağlık üzerinden oldu. Sitenin kurucusu olarak filozof ve Alzheimer hastalığı konusunda otorite olarak tanıtıldım 🙂 Bu yazı ile basındaki yansımanın kısa dönem öyküsünü, basında çıkan örnek bir yazının bağlantısını ve tavlanın nelere yarayabileceği konusunda basına malzeme teşkil eden yazının aslını sunacağım.

Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen İSTAVDER 7. Yıldönümü Turnuvası öncesinde bir basın bülteni hazırlama üzere İSTAVDER Başkanı Fuat Erdağ beni arayıp tavla ile ilgili bazı sorulara cevap vermemi rica etmişti. Daha önce de Bursa ‘daki bir turnuvada WBF Bursa Direktörü Ece Tamer ‘in şirin düşüncesinden doğan ödüllerden “En Filozof Oyuncu” ödülü katılımcıların oyu ile bana verilmişti. Ben de matraklık olsun diye basın bülteni için cevaplarımı sunarken bundan bahsetmiştim.

Aşağıda hem basında yer alan yazılardan birini hem de tavlayı kabullenmekte zorlananlara bir güzellik olarak neden tavla konusundaki fikirlerimi bulacaksınız. Beş senelik yolculuk boyunca vardığımız bu noktaya erdiren herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da tavlavehayat ailesi olarak tavla adına olan güzelliklere ve insanın değerini hatırlatmaya devam edeceğiz.

BASINDAN

Dünya Gazetesi – Tavla Tutkunları İstanbul ‘da

TAVLA VE HAYAT: NEDEN / NASIL?

Türkiye’deki tavlaya yaklaşımda neler değişmeli? Nasıl?

Türkiye ‘de tavla halk arasında çok yaygın oynanmakla beraber çok naif bir seviyededir. Bu noktada “çok” oynanmasını avantaja çevirip dünya tavlasında bir marka olmak mümkündür. Ancak seviyesinin “naif” olması konusunda bir çalışma yapılmadan bu hareket sağlanamaz. Özellikle şanstan başka bir şey değilmiş gibi kabul görmesinin üzerine gitmek gerekmektedir.

Örnek çalışma olarak hem tavlanın diğer ülkelerdeki konumundaki hareketlenmelerden hem de diğer oyun türlerinden bahsedilebilir. Mesela ABD, Danimarka ve İngiltere ‘de tavla seçmeli ders olarak eğitim müfredatına girmeye başlamıştır. Bazı makalelerde tavlanın günlük hayata katkısının olumlu olacağı beklentisi yer almakta ve bu beklentiden dolayı akademik hayatta yer bulmasının faydalı olacağına değinilmektedir (Örnek: http://usbgf.org/learn-backgammon/decision-analysis/). Satranç oynamanın düşünce gücü üzerine olumlu etkisi kabul edildiğinden dolayı bizdeki okullarda dahi yer bulmayı başarmasından yola çıkarsak, tavlanın yeterli pedagojik destekle daha yüksek bir yeri bulması çok daha olasıdır. Buna sebep ise tavlanın insan beyninin potansiyel gücüyle örtüşme imkânlarının daha geniş olması, hayata dair (şans, fırsat, risk, strateji, taktik, planlama, test etme, …) alanlarla çok daha iyi örtüşmesidir.

Bundan dört sene önce bu misyon doğrultusunda http://tavlavehayat.com sitesi kuruldu. Burada her türlü eğitim malzemesi yanında tavlanın hayatta olmanın getirdiği durumlarla olan örtüşmesi sergilenmekte. Bu ay içerisinde de günümüz dinamik kısa içerik ihtiyacına karşılık gelecek alt bir site olan http://oyun.tavlavehayat.com devreye alındı.

Tavlayı iyi oynamanın, matematik ve fen temelli stratejiler geliştirmenin günlük hayata bir katkısı var mı? (analitik düşünme veya  problem çözme yeteneklerini  geliştirmek vs.) Nasıl?

Tavlanın insan beyni ve düşünce yapısı ile doğal örtüşen bir doğası vardır. En basitinden başlarsak tavla bir yarış oyunudur. Yarıştaki durumun tespiti açısından oyuncuyu hem kendi tarafı hem de karşı taraf için çok basit bir ağırlıklı toplam formülünü defalarca uygulatmak durumunda bırakır. Kafadan yapılmak zorunda bırakılan bu kadar basit bir işlem ile günlük hayatta işlem yapma tembelliğinden kurtardığı gibi ilerde yaşanacak Alzheimer hastalığı riskini de düşürür. Sayma, toplama, çıkarma ve çarpma temelli bu basit işlemlerden sonra basit ihtimal hesapları gelir. Mesela “ne kadar ihtimalle kırılıp ne kadar ihtimalle kapı alabileceğim” sorularının cevabını verebilmek için bu sefer zar kombinasyonları ve onların içerdiği ihtimaller arasında gezinmek, bu sırada bunları akılda tutmak ve daha sonra da gireceği riskin gördüğü fırsat ile dengesini hesaplamak gerekir. Birkaç hamleyi içeren durumlarda ise bileşik ihtimali gerekli çarpma ve çıkarmaları yaparak bulmak ve bundan istisnai durumları tenzilat yapmak gerekir. Bunlar sadece başlangıç ve minimum olmakla beraber ülkemizde oynanan “naif” tavla ne yazık ki bu seviyeye ulaşamamıştır. Bu iki temel taktik alan ve portföy yönetimi diyebileceğimiz maç seyrinin takibi, turnuvada mücadele edilecek alanların seçimi, bütçe yönetimi, … gibi mevzular finans dünyasının alanlarıdır.

Bunun üzerine çıkıldığında taktik yaklaşımlardan çıkıp stratejik alanlara gireriz. Burada en önemli göstergelerden birisi oyun planıdır. Hangi plan ile ne kadar yüzde ile kazanıp ne kadar yüzde ile mars edeceğimizi ve bunların karşı taraf için olan sayılarını da bulmamız gerekir. Oyun planları arasında esneklik, birinden diğerine geçiş, belirli bir plana tam olarak bağlanmak gibi her tür planlama işinde ortaya çıkan alanlara gireriz. Ayrıca planlamanın ötesinde bir düşünce ve karar verme (decision making) problemidir tavla. Birçok kriter açısından hangi kriterin hangi durumda öncelikli olduğunu belirlemek ve ona göre karar almayı gerektirir.

Tüm bunların üstünde geleneksel tavlamızda olmayan bir boyut da oyunu katlama kısmıdır. Oyunun bir noktasında oyuncu iki misline oynama önerisi getirebilir. Mesela oyun değeri başlangıçta bir puan iken bu öneri getirilir ve kabul edilirse oyun değeri iki puan olur. Bu önerileri getirebilmek için hangi tarafın ne oranda maç kazanabileceği, durumun skor açısından yeri gibi birçok ekstra taktik ve stratejik öğeler barındıran bilginin hazmedilmesi gerekmektedir.

En son ve en önemli olarak http://tavlavehayat.com sitesindeki “Makale”lerde sunulduğu ve ilerde de örnekleneceği gibi tavla oynayanlar bir müddet sonra iyi olanın uzun vadede kazanacağı ancak kısa vadede herkesin herkesi yenebileceği bilgisiyle yüz yüze gelerek hayatı karşılamak açısından eşi benzeri olmayan bir nimeti yakalarlar. “Naif” yaklaşımın kısaca şans olarak adlandırdığı ve garip baktığı şeye tavlacı garip bakmaz ve hatta zamanla doğanın bu doğal halini sevmeye başlar. Tavlacının doğru yaklaşımla hümanist olmaması imkânsızdır. Yenilmeyi de yenmeyi de doğal olarak karşılar. “Amor fati” der ve hem kaderini hem de esasında aynı doğal kanunlara tabi olan rakibini sever.

Tavla, satranç gibi düşünsel melekeleri aktive ederken aynı zamanda her yaştan ve meslekten kişileri bir araya getirip; hem düşünsel, hem felsefi hem de spiritüel boyutları harmanlayarak bizi doğal hümanist halimize hızla geri döndürür.

Sabri Büyüksoy