Yine Gel Oynayalım Affan Abi 🙏

Affan abimi (İsmail Affan Başak) bugün 12:59 ‘da Bebek Camii’nde kılınacak öğle namazı ile toprağa veriyoruz. Antalya’da yaşıyorum, ailevi sebeplerden dolayı katılamayacağım. Aile demişken fazla konuşamıyorum 🙁

Edinilmiş bir aile verdi tavla bana. Bu ailemin en kıymetlisi de Affan abim oldu. “Bey” dedirtmezdi bana. Eğlenmeyi ve öğrenmeyi başaramadıklarımın kılavuzu. Bu dünyada duyduğum en güzel iltifatı ondan duydum. Keşke seni daha önce tanısaydım dedi bir gün durup dururken.

Nur içinde yat, fazla bekletme yine gel Affan Abi. Neşeyi bizden esirgeme. Mesafe dediğin nedir ki? Bedenden yola çıkmayana mesafe nedir? İki sene önce Antalya’ya taşınınca çok büyütmüşüm olanı biteni. Ona özel en sevdiği parçayı icra etmiştim dans edilesi. Her görüştüğümüzde mutlaka terennüm ederdi. Ruhuna varsın.

2015 yılında Affan abi ile Kıbrıs ‘da hayatın bütün boyutlarında fink attığımız bir turnuva yaşadık. Leyla’dan geçeyazdık. Aşağıdaki kapak fotosuyla yazdım ve evinde ona okudum. Şu anda tavlavehayat’ta yazılar okuyabiliyorsak bu onun inanılmaz katkıları sayesindedir. Tavla ailemiz olarak senden çok şey öğrendik. Orada tavla oynamayı ihmal etme 🙂

Leyladan Geçeyazdım

Söz İlham İrem’den bir parça ile bitti 🙁

Şanssızlığa Teslim Olmak

İyi oyun ‘şanslı zarları’ artırıp kötü zarları azaltır. Kaybeden oyuncu sürecin farkında değilse eğer olan biteni kendisinin şansız, rakibin de çok şanslı olduğunu söyleyerek açıklamaya çalışır. Örneğin rakibin bir açığını kıramamayı çok büyük şansızlık olarak görürken, en olası kırma ihtimalinin bile (6 pip uzaklık – yüzde 47) yüzde 50’nin altında olduğunu bilmez. Hamlelerini olasılık hesaplarından bağımsız ‘içinden geldiği gibi’ yapanlar kaybetmeye ve sonuçta kendini şansız olarak tanımlamaya mahkum olur. Kötü oyun da kaçınılmaz olarak kişiyi şanssız hissettirir. Peki şansız hissetmek oyunu nasıl etkilemektedir?

Chelsea Wald’ın ‘How to be Lucky’ isimli makalesi şanslı veya şansız hissetmenin bilişsel süreçler üzerindeki etkisini konu alıyor. Makalede anlatıldığı üzere Psikolog John Maltby 2013 yılında yaptığı bir araştırmada kendini şanssız hissedenlerin diğerlerine göre daha az yaratıcı düşünceye sahip olarak görevler arasında geçiş yapma yeteneklerinin daha kısıtlı olduğu sonucuna ulaşmış. Maltby 2015 yılında gerçekleştirdiği bir başka deneyde ise kendini şanslı ve şansız olarak tanımlayan 10’ar öğrenciyi denek olarak kullanarak şanslı olduğunu hisseden öğrencilerin beyinlerinde daha fazla elektriksel aktivite olduğunu saptamış. Maltby bu durumu ‘şansız olduğuna inanan insanların bunu değiştirmek için yaratıcı düşünmeye ve çözüm üretmeye gerek duymamalarıyla’ yani başka bir deyişle şansızlığa teslim olmalarıyla açıklamış. Özet olarak, bu araştırmalar sonucunda, kötü oyununun kişiyi şansız hissettirmesinin yanında, şansızlık hissinin de ilginç bir biçimde kötü oyunu beslediğini görüyoruz.

Öte yandan Victoria Prowse ve David Gill tarafından yapılan cinsiyet rolünün etkisi üzerine bir başka ilginç araştırma ise bilgi ve şansın bir arada olduğu oyunlarda kaybeden kadınların erkeklere göre şansızlık hissine daha kolay teslim olduğunu, ve şansız olarak kaybettikleri oyunlardan sonra daha düşük bahisler için bile tekrar oynamaktan kaçındıklarını ortaya koymuş. Belki bu araştırma, sadece geleneksel Ortadoğu’da değil modern batı toplumlarında dahi neden çok az kadın oyuncunun tavla turnuvalarına katıldığı ve Giant listesinde Akiko Yazawa dışında neden başka bir kadın oyuncu olmadığı konusunda bize bir fikir verebilir.

Not: Bu makale ile tanışmama vesile olan Phil Simborg’a teşekkürler.

Rastlantı mı Acaba?

“Beş duyuyu veya herhangi araç kullanmadan duyguların zihinden zihne gönderilmesi” şeklinde tanımlanmış telepati olgusu her ne kadar bize uzak görünse de günlük hayatta gerek atasözleri ile gerekse başka isimler altında sürekli kullanıyoruz. Düşündüğünüz biri o anda sizi aradığında “kalbim temizmiş” veya “kalp kalbe karşı” gibi deyimlerle mesela…

Tavlada da oyunun kritik yerlerinde lazım olan joker zarın ve size anti jokerin peşpeşe gelme ihtimalini düşündüğümüzde o binde 1 lerdeki ihtimalin o anda gerçekleşmesi ve genelde bunun sizin aleyhinize gerçekleşiyor olmasının acaba bu senaryoyu düşünerek telepatik gücünüzü kendi aleyhinize çalıştırıyor olma ihtimalinden mi kaynaklanıyor?

Yapılan bir  araştırma sonucunda düşündüğünüz kişinin sizi araması olayını telepatik güçle alakasının olmadığı tümüyle tesadüf olduğu teorisi ortaya çıkmıştır. Bu teoriyi anlamak içinde bilim adamı olmaya gerek yok aslında çünkü çok mantıklı bir açıklaması var! Bir insanın yılda 3 ila 5 bin kişiyi aklından geçirdiği saptayan araştırmacılar, bu 5 bin kişiden yılda ortalama 8-12 kişisinde bu “kalp kalbe karşı” durumunun gerçekleştiğini tespit etmişler. Bu durumda geri kalan 4900 küsür kişi için onlara geri dönüp ben seni düşündüm az önce beni niye aramadın diye sormamız gerekiyor!

Aslında sitenin adı gibi “Tavla ve Hayat” da iç içe. Nasıl ki düşündüğümüz kişi bizi  aradığında bunu hemen kendisine ve etrafımızdakilere anlatıyorsak, tavla da 13 sayılık bir maçta, skor 12-12 iken son zarda rakibin attığı düşeş’i şansızlık olarak anlatıyoruz. Rakibin bu el öncesinde iyi oyunuyla almış olduğu 12 sayı veya kendimizin onun düşeşi’nden daha şanslı zarlarla almış olabileceğimiz 12 sayının adı geçmiyor.

İnsan beyninin rutin yerine istisna ve ilginçlikleri ön plana çıkarma dürtüsünden kaynaklanan bu durumu şansızlık adı altında isimlendirmemiz, aslında kozmik enerjimizi negatif yönlendirerek daha da şanssız olmamıza sebep olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak telepatik gücünüzü kullanarak maalesef şampiyon olamıyorsunuz. Binde bir ihtimal turnuva finalinde sizin için de çalışabilir, rakip içinde. Her iki durum da zihninizde baştan kabul görmediyse, satranç önerebilirim!

“Kötü şans” hikayelerini bırakıp şansınızın ve şanssızlığınızın  tadını çıkarmanız dileğiyle…

Taner Uçarer