6. Gürcistan Açık Modern Tavla Turnuvası

6. Gürcistan Açık Modern Tavla Turnuvasında Sabri Büyüksoy-OBSS Masters Kategorisi Ana aktivitesi Son Şans turnuvasında finalde 22 numaralı Dünya tavla devi Jürgen Orlowski karşısında galip gelerek birinci olmuştur. Ayrıca Prof. Haluk Oral ile Danışman Çiftler aktivitesinde yeralarak Türkiye ‘den bir başka ekiple finali oynamışlar ve ikinci olmuşlardır. Turnuva sonuçlarına http://www.wbfturkey.com/ adresinden ulaşılabilir.

LastChanceFinal
Son Şans final maçında, 0-3 geriye düştüğüm maçı 7-3 kazandım. Aynı karede yeralan, Çiftler turnuvası partnerim Haluk Oral da Bir-puan turnuvasını kazandı.

DoublesFinal
Çiftler veya Danışman Çiftler bir oyuncunun oynadığı diğerinin de önerilerde bulunabildiği güzel bir aktivite formatıdır. Pratikte, özellikle kaybedilen bir oyundan sonra, oyuncu ve danışman yer değiştirerek taze bir başlangıç yaparlar. İki Türk takımı finale ulaştı. Bu fotoğraf maçtan önce çekilmişti, ancak maçı kaybettikten sonra ben ve ortağım hala gülebiliyorduk 🙂

TurkishTeamWithPrizes
Takımımız kupalarla mesut, bahtiyar. Bu fotoğrafları paylaştığı için Arda Fındıkoğlu ‘na teşekkür ediyorum. Bu turnuva Gogi Bukia ‘nın doğumgünü anısına yapılıyor. Sarı sayfalarda anısına bir şiir yeralıyor. Ödül töreninde defalarca Gogi Bukia ‘ya kadeh kaldırdık ve anlamadığımız güzel şiiirler dinledik. Sonra birden Prof. Haluk Oral sahneyi aldı ve Nazım Hikmet ‘ten çok güzel bir şiiri çok duygusal okudu. Bu sefer Gürcü oyuncular bir kelime dahi anlamadan şiiri alkışladılar 🙂

RotissaryGoat
Gürcüler eti nasıl pişireceklerini iyi biliyorlar. Bu keçi odun ateşinde pişirilip bütün olarak servis edildi. Misafirler keçiyi kendileri keserek tabaklarına servis yaptılar. Şahane danslar ve şarkılar da vardı. Gürcüler ikisinde de çok yetenekli.

GeorgianChorus

Sabri Büyüksoy

37.Monte Carlo Dünya Tavla Şampiyonası

37.Monte Carlo 2012 Dünya Modern Tavla Şampiyonası’nda yarışan ve OBSS tarafından desteklenen Sabri Büyüksoy, şampiyonada 136 kişi arasından ilk 16 ‘ya kadar ilerledi.

Monte Carlo ve ben
Monte Carlo ve ben Monaco Sarayı‘nın önünden başlayan eski şehrin uzantısı bir parktayız. Eşim Şebnem de fotoğrafı çekiyor.

Turnuva Oteli - Fairmont Monte Carlo
Meşhur Fairmont Mont Carlo Oteli. Geçen sene prensin düğünü burada olduğundan turnuva tarihi değişmişti.

OBSS Takımı
Otel odasından OBSS Milli Takımı olarak poz veriyorum Maçlara başlayınca poz vermekten ziyade oyuna odaklanmak daha doğru oluyor.

Oyun Salonu
Turnuva oyun salonunun yarısı. Diğer yarısı sonra açıldı. Çok soğuk olduğu için mont, kaşkol giymek zorunda kaldık.

Backgammon Giant No1 Falafel
Dünyanın 1 numaralı tavla devi ve hakikaten dev gibi bir adam olan Falafel ile oynarken. Şebnem yine destek veriyor. Bu arada ben de dünyanın 71. Tavla devi olduğumu turnuva dönüşünde öğrendim.

Federasyon Kupası - SabriBüyüksoy-MCG
Federasyon Kupası ‘nda Matt Cohn-Geier ile Türkiye-Amerika maçı yapıyoruz. Bu arada OBSS ‘ye ek olarak beni bu turnuvada daha öncesinde aday göstermiş olan WBF-Türkiye adına da yarışıyorum. Bu fotoğrafları temin eden Arda Fındıkoğlu ‘na da teşekkür ediyorum.

Şampiyon Nevzat Doğan
İlk Türk asıllı Dünya Şampiyonu Nevzat Doğan. Danimarka ‘da yaşıyor ve modern tavla açısından bir Danimarka ‘lı esas olarak. İkimiz de ilk 16 ‘ya girince finalde karşılaşma hayali kurmuştuk. İnşallah bir ara oynarız.

Türk Grubu
Birkaç kaynama dışında Türk grubumuz. Geçen sene dört kişilk bir gruptuk. Bu sene sayımız arttı. Monte Carlo maceramızın WBF-Türkiye grubu gözüyle anlatımı merak ederseniz tıklayabilirsiniz.

Sabri Büyüksoy

1. Dünya Turnuva Şampiyonları Turnuvası / 32. Şikago Open Turnuvası

Tavlanın doğduğu coğrafyadan birisi olarak 11 saatlik uçuş ile ilk Şampiyonlar Tavla Turnuvası ‘nda oynamak amacıyla Şikago ‘ya gittim. Herkesin ilk sorduğu soru sırf bu turnuva için mi geldiğim oldu. Doğruladım ve şaşkınlıklarını gözlemledim. Öncesinde ben de turnuvanın bana katacağı Artı Pozitif Değer (geçenlerde gördüğüm bir tabir) açısından bakmış ve gitmemeyi düşünmüş ancak eşimin davete icabet etmemin yerinde olacağını belirtmesi ile gitmeye karar vermiştim.

İyi ki de gitmişim. İliklerimize kadar tavla ile doldum ve Şikago havasını soludum. Amerika Modern Tavla ‘nın anavatanı ve bunu oyuncuların kalitesinden anlamak mümkün. Özellikle Şampiyonlar Turnuvası büyük mücadelelere sahne oldu. 6 kişilik grubumda lig usulü yedilik 5 maç yaptım. İlk maçımda Ed O’Laughlin ‘i farklı yenince ümitlendim. ABT ‘nin yıldızlarından Justin Nunez ‘e önde götürdüğüm maçı DMP ‘de kaybettim. Daha sonra Florida ‘dan hemşerim Stacy Turner ile aynı şeyi yaşadım. Hemen sonra 4. Dev Michy karşısında yaptığım bir blunder ‘ın sonucunda vardığımız nokta olan 8 ‘lik küpü pas geçmek zorunda kalıp farklı yenildim. İki tane DMP ‘yi kaybetmenin bedelini bu maçta dengeyi kaçırarak yine ödedim. Hemen akabinde Jeremy Bagai ile benim için grupta son birşey yapma şansı olan maçı oynadım. Yine önde gittim ancak DMP ‘ye geldik. Bu sefer azmettim ve inanılmaz bir oyun kazanarak galip geldim. Grubu 2-3 olarak tamamladım. 4-1 ve 3-2 lerden 12 kişi ertesi güne kabul edildi. Benim de dahil olduğum 2-3 ‘lik 15 kişi elendi. İçlerinden kısa bir turnuva ile 4 kişi bulup 12 ‘yi 16 ‘ya tamamlama isteğimizi turnuva direktörü Rory ‘e kabul ettiremedik. 4-1 ‘lerin bir kısmını bye geçirip ilk 8 ‘e doğrudan aldı. 3-2 ‘leri de 16 ‘lık bracket ‘de 3 yedilik maçın 2 ‘si şeklinde maç yaptırıp onlardan da 4 ‘ünü aldı. Hatta 4-1 olup da bye geçemeyenlere bye muadili para ödedi.

Turnuvanın ertesi gününde Markowitz Masters denilen superjackpot turnuvasına yazıldım. 64 ‘lük bracket ‘dan iki defa girmeyi denedim. İkisinde de muvaffak olamadım. Onbirlik maçlarda birinde Bill Riles ‘a 4-uzak 2-uzak mesafede iken ve mars kazanmak üzereyken yenildim. Diğerinde de Jeremy Bagai ‘ye 8 sayı birden kaybettiğim bir maçta Jeremy Bagai ‘ye yenildim. Gece uyuyamadım küp kararını merak ettim 🙂 Sabah kontrol edince gördüm ki mars olduğum 4 ‘lük küp alış kararım doğru imiş ancak küp vermek yanlış imiş. Biraz rahatladım ancak haksız ama galip olmayı tercih ederdim 🙂

Sonraki gün asıl turnuva olan Chicago Open başladı. Biraz ümitliydim belki devlerin ağırlığını seyreltecek daha zayıf oyuncular gelir diye. Ancak umduğum gibi olmadı. Gelenler yaşlı ancak deneyimli ve iyi oyunculardı. Swiss sistemin 4 yenilgide eleyen versiyonu olan bir sistem kullanıldı. Bütün maçlar dokuzluk yapıldı ve 12 tur filan oynandı. Bence bu zamana kadar yapılmış en güzel turnuva sistemlerinden birisi oldu. Ben erken elendiğim halde 6 maç yapabildim. İlk turda DMP ‘de şanssızken bağırıp çağırmaya başlayan bir Amerikalı ile oynadım. Camiada da bilinir pek sevilmezmiş. 4-uzak 2-uzak iken mars etmek üzereyken bardan çift kırığı 3-3 ile girip DMP ‘ye götürdü ve oradan da şans ona güldü. İkinci turda efsanevi Malcolm Davis ile oynadım. Ciddi ve beyefendi bir insan. Maçı kameraya aldı ve bir hafta içinde bana gönderdi. Sayesinde Texas ‘dan bir Türk ile tanıştım ve hatta telefonda bizi görüştürdü. Malcolm ‘a DMP ‘de kaybettim. Bu maçta büyük hatalar yaptım. Sanırım bir gece önceki uykusuzluk etkiledi. Daha sonra biraz kendime geldim ve üstüste iki galibiyet aldım. Birisi Blitz ‘i kazanan ancak nispeten Andrew Liebenthal adlı zayıf bir oyuncuya karşıydı. Daha sonra da Blitz ‘de 5 ‘lik maçta o beni yendi. Diğeri de Bulgar bir oyuncuya karşıydı. Beni ‘Komşu’ diyerek çağırıyordu 🙂 Sonra hemşerim Stacy Turner ile yine karşılaştık ve DMP ‘de yenildim. Daha sonra da bir yenilgi daha alıp elendim ve güzel maçlar seyrettim. Özellikle Bill Davis, John O’Hagan ve Viktor Ashkenazi gibi ancak ABT turnuvalarında seyredebileceğim oyuncuları seyrettim. Bu seviyelerde artık oyun bilgisinin haricinde şeyler daha önemli hale geliyor. Bunların detaylarını diğer yazılarımda bulabilirsiniz.

Vakit bolluğundan Blitz ve Turnuva Sonrası Turnuvaya da katıldım. Önemli isimlerden Ray Fogerlund ‘i yendim. Steve Brown adlı şeker bir oyuncuyla tanıştım. Bob Koca ‘nın klasik gitar dinletisine katıldım. Ben de birlikte çaldığım Sayat adlı arkadaşım ile yaptığım kayıtları dinlettim. Turnuva boyunca yemek içmek ile ilgili birşey yapmamız gerekmedi. Sabah öğlen akşam ve istediğimiz diğer saatlerde hep yiyecek birşeyler oldu. Amerika ‘da şehir dışları pek dağbaşı havasında olduğu için böyle bir organizayon gerekliydi ve çok başarılı oldu. Avrupalı ağız tadına uzak olsa da alışık olduğumdan sıkıntı çekmedim. Üstelik Amerika ayarına göre bence lezzetliydi. İki özel yemeğe de gittik. İlk akşam Rory bizi Chicago banliyölerinde güzel bir muhitte sushi yemeye götürdü. Rory ‘nin tonton anne ve babası, eşi ve küçük şeker kızı da vardı yemekte. Güzel bir akşamdı. Ayrıca bir akşam da turnuva mekanına yakın güzel bir restoranda topluca yemek yedik.

Turnuva haricinde de Karen Davis ve Carol Joy Cole ‘dan USBGF ‘in federasyonlaşması ve aktiviteleri ile ilgili bilgiler aldım. Yamin Yamin ve Bill Riles ile tavla dünyasını ve ABT turnuvalarını konuştuk. Matt ve Falafel ‘in seminerine katıldım ve tavlanın komplike bir oyun olduğunu bir daha idrak ettim. Son gün Phil Simborg seminer verince tavla olduğundan daha berrak görünmeye başladı. Oyunculuk ve eğitmenlik nasıl birbirinden apayrı şeylerdir onu gördük. Özellikle Phil ‘in semineri çok başarılı ve tavlanın Amerika ‘da okullara yayılabileceği ümidini yayıyordu. Amerika ‘daki federasyon amatör bir yapıda. Ancak bunu hafife almamak lazım. Onların amatör işleri bile belirli kaliteyi tutturur. Dolayısı ile Amerika ‘daki federasyonun tavlayı gençlere götürebileceğini düşünüyorum. Japonya ‘da da tavla cafelere girmeye başlamış. Onların federasyonu da amatör ancak yapılan işler o ülkenin tavla kültürü ve derinliği düşünüldüğünde başarılı sayılabilir.

Sabri Büyüksoy