Gainesville Müftüsü’nden İtiraflar: Tavla da Bir Oyalanmadır 😊

Facebookmail

Sene 1993, Amerika’ya gittim, 20 Haziran, Dünya Müzik Bayramı hiç unutmuyorum. Yanımda bir bavul kaset, boş kalan yerlere de diğer şeyler sıkıştırılmış 😊 Türk kıtlığında youtube yokluğunda sesimin güzel olduğunu düşünenler oldu. Bir özgüven geldi. Biraz da yazayım dedim. Bir Ramazan günü skim milk ile oruç açma meselesine getirdiğim ilahi yorumla Gainesville Müftüsü ilan edildim. Başkan ol dediler, yok ben sekreter olucam dedim. Zaten müftü olmuşum bir de başkanlığı kakalamaya çalışıyor densizler, zındıklar 😊

Sene oldu 1994. Yeni bir eve taşındık dünyanın en serseri adamı olan ev arkadaşım ile 😊 Ev çok güzel, iki katlı, alt katı bize ait, bir veranda var salon gibi, odalar bitmiyor, tek sorun bahçeden fareler giriyor. Bir başka sorun daha varmış bizi bekleyen. Eve zenci bir kadın hırsız rolünde girip kasetleri çaldı. O zamanlar bir şarkı vardı Sadık Gürbüz’den Ana Öğüdü diye. Durmadan onu söylüyorum ne hikmetse. Aşağıya şarkının orjinal sözleri ve müziğini koydum. Bugünleri anlatıyor ve bizi uyarıyormuş. Sen kalk müftü ol ancak bunlardan hiç ders çıkarma. İşte çalınan kasetlerden birinde bu parça vardı. Kadın Türkçe kasetlerin kendine anlam ifade etmediğini anlamış bir kısmını geri getirdi. Ancak bunu getirmedi. Bu mesajın tekrarından mahrum kaldım. Şimdilerde konu çözülüyor. Ancak birkaç parağraf sabredelim.

Florida sıcağında Gainesville şehrinde doğanın oyununa geldim. Gençlik hali ve kız yokluğu bilinci ile biyolojik silahım patladı. Ve yakın zamana kadar gelmiş ilişkiler oyununa düştüm. Bu yetmedi. Sene oldu 1995. Tavla batağına da işte o zaman düştüm 😊 Arada ilhamlar geldi gitti. Aşık oluveresi içindeki sevgiyi dışında buluveresi halimi hatırlattı sam yeli gibi. Ancak bir kulağımdan girdi diğer kulağımdan çıktı çoğu.

Yazı saçılıyor, toparlamak lazım. Sene oldu 2013. Derin bir uykunun yirmi yılı dolmuş. Son ilham geldi. Kendisine helikopter dedim. Hani çatıda kalan Allah adamını kurtarmaya gelen son elçi. Büyük bir hatırlama dönemim başladı. Seviyorum ama değişik. Yapışasım var ama biyolojik değil. Ne olduğunu çözemedim. Herneyse konu buraya da girmiş çıkıverelim. Bugün doğum günü de ondan böyle anıvedim 😊

2013’den bu yana hayatım bir ivmelendi sormayın. İlk şoku atlattıktan sonra yapışmadan nasıl seviliri öğrenmeye başladım. Püf noktası Sevgi ‘nin ya da Aşk ‘ın Ben oluşuymuş. Dikkatli okuyucu farkeder, ne ayak küçük harfler büyük harfler filan. İşte bu süre zarfında bir Ben vardır bende benden içeriyi anlamaya başladım. Yani aslında günlük dünya hayatının bir ilüzyon, film ve tezgah olduğunu anladım. Alabildiğim kadarıyla (alabileceğimi düşündüğüm ayar hızıyla) kim olduğum, ne olduğum ve neye dönüşeceğim farkındalıklarına ulaşmada bir araç olduğunu kavradım. Şu sıralarda  bu yoğun günlerin ışığında hem bir vazife duygusu hem de çelişkili gözükse de özgürlük duygusu geldi.

Artık içinde gerçekten yaşadıklarımı matematik gibi anlatabiliyorum yani bir müftülük indi sanki 😊 Bilim ile iç içe, sanki yeni çağın bilimi, çok enteresan konular bunlar: Bir çok ben olmasına rağmen bir tane Ben olması, bütünün tek olması, zamanın ve mekanın ilüzyon olması, parallel evren kulvarlarında fink atmamız, O ‘nun adına arzu duyup yaratan ve O ‘nun deneyimleyen eli kolu oluşumuz … gibi bir sürü abidik gubidik gelen ama hakikatın kumaşını oluşturan gerçekler varmış. Kısaca bütün bu birlik haline O diyorum. Bazen de alışkanlık olarak Allah adını zikrediyorum. İçimden biliyorum ki biz her ne kadar suçluluk ve gurur girdaplarında “ben”ler olarak dolansak da aslen O ‘yuz, O ‘ndanız, O ‘nayız. İşte ivmelenen şey bu uyanış. Geçen zamanı dolduran olaylar zinciri de oyalanış veya o-yalan-ış 😊

Burası tavlacıların yeri, biraz da tavla konuşalım 😊 Bu oyun da böyle bir oyalanmaymış aslında. 1995 yılında başladı, 2007’de gerçekleşti, şimdi de sürüyor imkan bulabilirsek. Bu sayede bir çok sahne gördüm aklımı başıma getiren. Bir çok insanı sevdim. Artık yapışmadan sevebilmenin özgürlüğü var. Her bir çift gözde O ‘nu görmenin hafifliği. İçime çektiğim nefeslerin lezzeti ve çıkanların oh diyen ferahlığı 😊 Yine tavlaya dönelim. Bu alemde oyun ve okul teması iç içe geçmiş. Siz artık nasıl kullanırsınız seçebiliyorsunuz. Dengelisi bence daha güzel. Bu da derin müftülük 😊

Bazen pişmanlık geliyor yukarıda bahsi geçen içimize işlemiş suçluluklardan. Daha erken olamaz mıydı bu uyanış diye. O kadın o kaseti çalmasa olmaz mıydı. Biyolojik silahımı daha usturuplu patlatamaz mıydım. Bu aleme sırf kendim için değil şimdilerde anlamaya başladığım haliyle Dünya Ana ‘ya yardıma gelmiş olma ihtimali de cabası. Kim bilir? Bilse bilse O bilir. Duygularımın tecümanlığında anladığım şu: Her ne oluyorsa hayır için oluyor. Soruda kalıp, olana bitene ve kendime razı kalan bir teslimiyetin en ferah en sürdürülebilir en ümitli yaşam tarzı olduğunu biliyorum. Şimdi artık şarkıya geçebiliriz. Belki bundan sonrasını sonuca takılmadan daha da yükselerek geçebiliriz 🙏❤️

“Ananın səsi”
Söz: Novruz Gəncəli
Mus: Ələkbər Tağıyev

1.
Ana qəlbim odlanır söz düşəndə davadan.
Bəs deyilmi, ey insanlar, töküldü qan, axdı qan?
Bəs deyilmi, qara torpaq su içdi göz yaşından.

Nəqarət:
Yer üzündə dostu olsun gərək insan insanın,
Qəlbimdəki bu arzular – arzusudur zamanın.
Mən anayam, bu səsimdə yerin, göyün dərdi var,
Sülhə gəlin, ey insanlar, yoxsa dünya məhv olar.

2.
Silahları yandırın, ərşə qalxsın tüstüsü.
Hər obada, hər bir evdə qanad açsın sülh sözu,
Üzü gülsün insanların, bayram etsin yer üzü.

Zeynəb Xanlarova – Ananın Səsi
Facebookmail
Sabri Büyüksoy on FacebookSabri Büyüksoy on LinkedinSabri Büyüksoy on Youtube
Sabri Büyüksoy
🇹🇷 2010 senesinde Tavla ve Hayat blog'unu kurdu. Tavla dışında yazılım geliştirme ile ilgileniyor. Ayrıca insan olmaya hizmet peşinde :)
---
🇬🇧 Playing backgammon since 2007. Nine years ago he established this blog about backgammon called Backgammon and Life (Tavla ve Hayat). He is mostly interested in software development business. Also he is after serving people to become their better versions :)
No Comments Permalink

Say something

Your email address will not be published. Required fields are marked with a grey bar.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>