Tavla ve Hayat (1) Tavlanın Oyunculuğu

Facebookmail

Tavla sadece tavla değildir. Her uğraş kişi ve uğraşılan arasında bir etkileşim doğurur. Tavla oynayan ve tavla oyunu arasında da bu durum vardır. Uğraşılarda oluşan etkileşimin üç temel aşaması tavlaya da uygulanabilir. İlk önce tavla kişinin nefsiyle oynar ve aciz duruma düşürür. Bu aşamaya “acemilik/çıraklık” adını verelim. Daha sonra kişi yıllar içerisinde tavlayı oynar ve tavlaya hakim olup mekanik sınırlar dahilinde ustalaşır. Buna da “ustalık/marifet” aşaması diyelim. Bu iki aşama birbiri içerisine de geçebilir çünkü her uğraş gibi tavlanın da belirli merhaleleri ve durağanlaşılabilen platoları vardır. En son aşamada ise oynayan ve oynanan ayrımı ortadan kalkar ve ortada sadece tavla kalır. Bu kaynaşma ve birlik aşamasında artık içeriden ve dışarıdan bakıldığında doğal ve organik bir şekilde tavla vardır. Bu son aşamaya da “birlik/hakikat” aşaması diyelim. Bundan sonraki yazılarımda bu üç aşamaya aşağıda birer cümleye sığdırdığım konuları açarak değineceğim.

“Acemilik/Çıraklık” aşamasında öncelikle insani boyutu oyundan soyutlayıp tavlaya değişken vadede bir yarış olarak stratejik ve taktik açılardan bakabiliriz. Tavla bize yarışı ne zaman ve nasıl kazanmak ya da kaybetmek istediğimiz seçeneklerini sunar. Olasılık matematiği ve istatistik ile çoğu noktada yakından ilgilidir. Hayat kadar sonsuz ihtimal içerip şans kavramının göreceliliğini ve bu konudaki yanlılığımızı ustalaşabilene gösterir. Bu boyutlarının hemen üzerine inşa edilen risk yönetimi, kriz yönetimi, hareket esnekliği, yapısal zayıflık/güçlülük, bağlantılılık gibi unsurların önemine de işaret eder. Oyun sırasında hedef belirleme ve bunda esnekliğin önemi belirli bir seviyeden sonra ortaya çıkmaktadır. Bu aşamada oyun bilgisinin yanında insani faktörler de devreye girer ve bizi oyun bilgisinin ötesine taşıyacak yolu gösterir. Hayata karşı tutumumuz kendisini tavlada belli eder. Şansı ve şans unsuru karşısında kendimizi nasıl algıladığımız tavlada mevcuttur. Kazanmak ve kaybetmek hakkında nefsimizin ne olgunlukta olduğunu gösterir. Oyun sırasındaki psikolojik değişimlerimizin ne ölçüde farkına varabildiğimizi tavla sayesinde öğrenebiliriz. Zihinsel ve bedensel gücümüzü ve nefesimizi ne ölçüde verimli kullandığımız da tavladaki performansımız ile ortaya çıkacaktır. Heyecanımızı nasıl avantaja çevirip yönetebildiğimizi gösteri dünyasındaki insanların yaşadıklarına benzer olarak anlayabiliriz tavla sayesinde. Deneyimi oyun becerisine ve paylaşıma çevirebilme yeteneği tavlacıya çok şey katacaktır. Oyun sırasında ne kadar masada ne kadar etraftayız bunu başarılarımızdan anlayabiliriz. Huzursuzluk verici bir durumda oyunda kalma becerimiz var mı yok mu bunu da tavladan öğrenebiliriz.

“Ustalık/Marifet” aşamasında ise tavlayı niçin oynadığımız sorusu kendisini daha çok ortaya koyacaktır. Hayatta her uğraşta olduğu gibi tavla da aşk için ya da köşk için oynanabilir. Kimimiz sevdiğinden oynar kimisi de bundan kendisine bir paye elde etmeyi arzular. İkisi de makbuldür ve kişisel tercihtir. Ancak aşk için yapılan meşgaleler sonuç her ne olursa olsun tatmin edicidir. Bir şeye erişmek için yapıldığında ise keyif ve başarı bir dış faktöre bağlandığı için daha zordur. Mesela kötü şans ile başedebilmek sevgi ile yapılan bir uğraşta daha kolaydır. Sevgi ile yapılan uğraşlarda kişi daha arzuladığı kıvamda olacak ve uğraşın kendisi mutluluğu getirecektir. Başarı kaygısı ile uğraşıldığında ise sonuca varana kadar her an stres kaynağı olabilecektir.

Tavlanın ve her uğraşın sonundaki “Birlik/Hakikat” aşamasını anlamak zordur. Hugo Paulson ‘un “iyi firmalar rekabeti düşünür, harika firmalar ise müşterilerini” düşüncesini tavla oynayan insana şöyle uygulayabiliriz: Harika tavlacı tavlanın içerisinde nefsini yitiren ve tavladan kendisine ve etrafına faydalar da üretebilen birisidir. Her uğraş kişinin kendisini tanımasına fırsat verdiği ve toplam faydayı arttırarak kendisini üst bir potansiyele taşıdığı kadarıyla anlamlıdır. Hiçbir insan bir ada değildir. Kendisi bir özne ve diğer herşey birer nesne değildir. Kişi hem bütünün parçası hem de kendisidir. Hayat ve tavla dışımızdan akan geçen şeyler değil aynı zamanda içimizdedir. Harika tavla oynadığımız zaman aynı zamanda kendimize de dokunmuş olur ve bundan toplam bir fayda elde ederiz.

Sabri Büyüksoy

Facebookmail
tavlavehayat on Facebooktavlavehayat on Youtube
tavlavehayat
Tavla ile hayatı örtüştürüp güzellikler aksettirmeyi hedefliyoruz.
---
For the sake of beauty we aim to interweave backgammon and life together.

Published by

tavlavehayat

Tavla ile hayatı örtüştürüp güzellikler aksettirmeyi hedefliyoruz. --- For the sake of beauty we aim to interweave backgammon and life together.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *